Ortadoğu’nun kadim halklarından Feyli Kürtler, Irak ve İran sınır hattında, zengin bir kültürel mirasın ve çetin bir tarihin temsilcileridir. Ancak bu köklü topluluk, coğrafi konumları, dilsel özellikleri ve Şii mezhebine mensup olmaları nedeniyle ne yazık ki defalarca kez siyasi baskıların ve sistematik yok sayılmaların hedefi haline gelmiştir. Onların hikayesi, bir kimliğin nasıl bir sürgün ve trajedinin gerekçesi olabileceğinin acı bir kanıtıdır.
Feyli Kürt Kimliği ve Tarihsel Kökenleri
Feyli Kürtler, Kürtçenin kendilerine özgü Feyli lehçesini konuşan ve çoğunlukla Şii inancına sahip, Irak’ın İlam, Kirmanşah, Loristan bölgelerinden Bağdat, Diyala ve Vasit’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada varlık göstermişlerdir. Dicle Nehri boyunca, kuzeydeki Hanekin’den güneydeki Basra’ya dek uzanan bu hat üzerinde, tarih boyunca ticaret, bürokrasi ve ilim alanlarında önemli roller üstlenmişlerdir. Özellikle Bağdat’ta, Kifah gibi mahallelerde yoğunlaşan nüfuslarıyla, Irak’ın ekonomik ve sosyal dokusuna değer katan üretken bir topluluk olmuşlardır. Ayrıca, tarihsel süreçte hem İran’ın batısında hem de Irak Kürdistanı’nda kurulan çeşitli yerel yönetimlerde ve emirliklerde de aktif rol almışlardır.
Feyli kimliği, sadece etnik kökenle sınırlı kalmayıp; dil, mezhep ve coğrafyanın benzersiz bir kesişim noktasında şekillenen özgün bir tarihsel deneyimi ifade eder. Bu çok katmanlı yapı, farklı dönemlerde onları birer hedef haline getiren temel faktörlerden biri olmuştur.
Sistematik Baskının Gölgesinde İlk Sürgünler
Feyli Kürtlere yönelik baskılar, 1980’li yıllarla sınırlı kalmamıştır. Daha 1930’lu yıllardan itibaren Irak’taki çeşitli yönetimler, özellikle Şii kimlikleri nedeniyle bu topluluğa karşı şüpheci bir tutum sergilemeye başlamıştır. Bu şüpheci bakış açısı, 1969’dan itibaren ilk kitlesel sınır dışı uygulamalarının başlamasına yol açmış, 1970’lerin başında on binlerce Feyli Kürt zorla İran’a sürülmüştür. Bu erken dönem sürgünleri, gelecekte yaşanacak daha büyük trajedilerin habercisi niteliğindeydi.
Baas Rejiminin Kara Günü: 6 Nisan 1980 Katliamı
Feyli Kürtler için tarihin en karanlık sayfalarından biri, 6 Nisan 1980 tarihinde Baas rejiminin başlattığı sistematik sürgün ve tasfiye süreciyle yazılmıştır. Irak Devrim Komuta Konseyi’nin yayımladığı 666 sayılı karar, yüz binlerce Feyli Kürt’ün vatandaşlığını bir gecede iptal etti. Resmî söylemde “yabancı kökenli” ve “İran yanlısı” olarak damgalanan bu kadim topluluk, anavatanlarında hukuki statülerini yitirerek kimliksizleştirildi.
Bu kararın ardından yaklaşık 300 bin ila 500 bin Feyli Kürt, zorla sınır dışı edildi. İnsanlar, evlerinden, iş yerlerinden ve okullarından alınarak hiçbir eşyalarına dokunma fırsatı dahi bulamadan, sadece üzerlerindeki kıyafetlerle İran sınırına doğru sürüldü. Tüm mal varlıklarına, evlerine ve birikimlerine el konuldu. Bu insanlık dışı uygulamalar, binlerce ailenin hayatını kökten değiştirdi.
Sürgünle birlikte, özellikle genç erkekler Baas rejiminin acımasız hedefi haline geldi. Binlerce Feyli Kürt genci gözaltına alındı ve birçoğundan bir daha haber alınamadı. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi ve uluslararası kuruluşların raporlarına göre, en az 15 bin ila 25 bin Feyli Kürt gencinin işkenceyle öldürüldüğü veya toplu mezarlara gömüldüğü tahmin edilmektedir. Bu dönem, Feyli Kürtlerin hafızasında derin ve iyileşmez yaralar bırakmıştır.
1970’ten 1988’e kadar süren bu baskı dönemi, Feyli Kürtlerin kimlikleriyle birlikte varlıklarının da hedef alındığı, bir halkın belleğine kazınan acı dolu bir süreç olmuştur.
Leave a comment