BARO'LAR VE LUT KAVMİ
Gündem
2020-05-05 16:01

BARO'LAR VE LUT KAVMİ

İnsanlık mücadelesinde, Adem ve Havva ile, başlayan, birinci yaratılış dönemi, Nuh Tufanı ile devam eden, ikinci yaratılış dönemi ile beraber; Kainatın sahibi tarafından, İnsanlığa gönderilen, Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran'ı Kerim; hakkında, bilgi sahibi olmayan, inançlı insanların, gelecekleri ile ilgili, Mitolojik ve doğru olan, felsefi tespitleri yapmaları mümkün değildir. araç kiralama
İnançsız insanlar için, de bir kaç kelime söylemek istiyorum.
Bunların tarihlerindeki ateist filozofların sayısı, yüzde üç kadar cüzi olan, bir azınlığa, tekabül etmektedir.
Saldırgan olmadıkları süre zarfında, Evrensel Demokrasi'nin bir gereği olarak, bu fikirlere'de saygı duymak lazımdır.
Ancak İnsan Hakları Barış ve Demokrasi Mücadelesinde, defalarca işkencelerden geçen, ve Mamak askeri cezaevi dahil olmak üzere, üç sefer cezaevlerinin; en zor; dönemlerini, haksız olarak yaşayan; ve sonunda, hakkında açılan tüm davalarda, Berat eden, İnançlı ve Devrimci Bir Barış Aktivisti olan, Cemil AYDOĞAN'nın halk diliyle Cemilê Sorun'da, Barolar ve Diyanet'in; karşılıklı açıklamaları ile ilgili, bir kaç söz söyleme hakkı vardır.
Sonuçta bende herkes gibi Allah'ın karşısında günahkar bir kul olarak yaşamını sürdüren, bir insanım; Ancak siyasi ve sosyal yaşamım boyunca, Allah'ın inancı, ve insan hakları ilişkilerin'de, bile bile yanlış yapmadım.Ve Adil bir insan olarak bugünlere kadar gelmeye çalıştım.
Diyanet işleri başkanı: Ali Erbaş ile Baro başkanları, arasında Eşcinsellik ilgili karşılıklı sert tartışmalarını,
Büyük bir üzüntü ile izlemeye devam ediyoruz.
Biz tüm Peygamberlerin yaşamlarını sürdürdüğü, ve bu coğrafyada yaşayan, tüm Dinler'e mensup insanların, yüzde 98 inin şu veya bu şekilde eksiklileri ile beraber, inançlı olduğuna tanık olarak bulunan insanlarız.
Ancak Ortadoğu tarihinde, uzun süre İslam'a eksiklikleri ve artıları ile beraber, bayraktarlık yapan bir ülke'de Ahlaksızlığın daniskası olan, ve Kuran'ı Kerim'de lanetlenmiş olan, eşcinsel ilişkileri, doğal bir yaşam gibidir; hakını Barolara vermemektedir. İstanbul sözleşmesi'de size bu hakkı vermemektedir.o sözleşmeyi baştan sona kadar okudum. Kadın hakları, çocuk hakları ile ilgili yazılan, tüm haklara eyvallah; insan hakları görevlerini yerine getirmeye çalışmışlardır.
Kendilerine teşekkür etmek lazımdır. Ancak eşcinselik ile ilgili bir iki kelime ile hinlik yaparak cambazvari bir şekilde sözleşmeye maletmişlerdir.Bu kelimelerden dolayı, kim imza vermiş ise kesin olarak bu sapık kelimeleri gözden kaçarak imzaladıklarına inanıyorum. Bana göre bu sözleşmeden o eşcinsel kelimesi çıkartılmalıdır.
Veya yok hükmünde kabul edilerek imzadan feragat edilmelidir. Bu Çerçeve içinde, Diyanet işleri başkanı Ali Erbaş'a, hak vermemek mümkün değildir. Sayın Erbaş bağlı olduğu dini kitapta belirtilen, Allah'ın kelamlarına, sahip çıkmıştır. Kendisini Kutluyorum.Allah kendisinden razı olsun.
Çürümüş ve gelecek nesilleri tahrip ederek; bu Eşcinsel bayrağını taşıyan insanların kime hizmet ettiklerini de merak ediyorum.
Barolar içinde yer alan hukukçuların; ezici bir çoğunluğun inançlı olduğuna inanıyorum.
Kuran'ı Kerim'de Eşcinselerin ataları olan, Lut kavminin çirkef ve bugüne kadar kalan, taşlaşmış insan cesetlerine, sahip olan, bu ibret vesikalarını, Kuran'ı Kerim'de bulunan, yazılı ayetleri okumalarını tavsiye ediyorum.
(Araf 81-82-83-84 ) (Hud 70-74-77-78-79-80-81-82-83-89) (15 Hicr 59-60-61-62-63-64-65-66-67-68-69-70-71-72-73- 74-75-76-77) (22 Hac 43)
(26 Şuara 160-161-162-163-164-165-166-167-168) (Neml 54-55-56-57-58) (37 Saffat 133-134-135-136-137-138)
(38 Sad 13)
(50 Kaf13)
(54 Kamer 33-34-35-36-37-38-39
Bu ayetleri okuyan inançlı bir insan Lut kavminin bugünkü sülalesini, çok rahat bir şekilde tanıma

imkanına da sahip olacaktır.
Ben Süper olan bazı karanlık elerin hala Ülkemizin içinde satranç oynadıklarına inanıyorum.
Yazımı bitirirken başımdan geçen, ilginç bir olayı öz olarak bir anlatım ile bitirmek istiyorum.
Kanımca 1998 deydi; Uluslarararası Af Örgütü İstanbul'da ismini Hatırlamadığım 5 yıldızlı Bir otelde, Türkiye'de dönemin Adalet bakanı Hikmet Sami Türk'ün de davetli olduğu, önemli kurumların yer aldığı 2 günlük uluslararası bir konferans yapmıştı.
Davetliler arasında Af örgütü ödülü sahibi, İhd Mardin şube başkanı olarak bende vardım.
Kokteylde, köse sakalı fötr'li elinde içki bardağı olan, bir kişi merhaba Cemil bey diyerek karşıma çıktı.İsrail elçiliğinde ataşe olduğunu söyledi. Biraz sohbet yaptık; çok güzel Türkçe konuşuyordu.
Kürt ve Kürdistan'dan bahseti.
Benim için tarihi bilen, bir insan hakları Aktivisti olduğundan, haberdar olduğunu söyledi.
Söz Tevrat'a yazılı olan vadedilmiş topraklara geldi.Gerçekten kitabı Mukaddes'i iki sefer okumama rağmen öyle bir ibareye rastlamadığımı söyledim.
Kaldıki öyle bir ibare olsada ne yazar; dedim;
Senin vadedilmiş Toprakların bugün önemli bir kısmı Türkiye coğrafyasının içindedir.
Eski hayali tarihler; size bir şey kazandırmaz dedim.
Ateşe Benim bu söylediklerime,büyük bir öfke duydu.
Cemil bey dedi. Sen siyasi hayatında, bizden destek almadığın süre zarfında, hiç bir yere ulaşamasın dedi.
İçkisini yudumladı. Ve şerefe diyerek benden ayrıldı.O söz gerçekten; beni çok düşündürdü.
Bu ülkede Mahlesef; halen kimin elinin kimin cebinde olduğu, beli olmayan talihsiz bir dönemi yaşıyoruz.
Kainatın sahibinden bizi, ailemizi, Ülkemizi ve tüm insanlığı bu Coronavirüs salgının'dan bir an evvel kurtarmasını diliyorum.
Saygılar sunuyorum.
Cemil AYDOĞAN
Barış Aktivisti ve Barış Derneği Başkanı


SON YORUMLAR

Mezopotamya Haber © 2019 | İzinsiz ve Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tasarım: Abdullah YALÇIN

Dunaysır Organizasyon